
Peynir, kavun...
Buluştuk eski dostlarla. Saat daha erken önce bir nargile içelim dedik. Tamam itiraf ediyorum nargile yine benim başımın altından çıktı. Kadim dostlardan Ömer Karadeniz ve Tanju Sami ile tophanede aldık soluğu. Tek nargile içen ben olduğum için tophane havası da pek sarmadı dostları. Ömer’in Suriye’den hediyesi olan güzel işlemeli sipsi ile fokurdattım nargilemi. Sohbet aynı konu üstünde döndü durdu. Ne yesek? Nerede yesek? Sultanahmet’e doğru yollandık, balık yemeye karar verince akla gelen ilk mekân Balıkçı Sabahattin oldu. Henüz ziyaret etmemiş birisi de olunca aramızda, alternatif düşünmeye gerek kalmadı. Aheste aheste çıktık Cankurtaran’a. Buraya ilk kez ne zaman geldim hatırlamıyorum, sanırım 99 yazıydı… Devamını okuyun »
Okunma oranı: 21%







