KÜÇÜK ÇAMLICA KÖŞKLERI

closeBu yazıyı 15 yıl 8 ay 21 gün önce yazmışım. Üç aydan daha eski her yazıda kullandığım bir uyarı. Bu yazıya özel bir not olduğunu düşünme. Lakin bahsettiğim lezzetler değişmiş, bağları dolu vurmuş, yeni mahsul sirke olmuş olabilir. Mekan kapanmış, işletme sahibi değişmiş, fiyatlar tavan yapmış da olabilir. Fikirlerimin değişmiş olması, izansızlık dozunun farklılık göstermesi de mümkündür. Hatta destursuz bostana dahi girmiş olabilirim. Velhasıl dün dündür, bugün bugündür :)
Yörük çadırı yapıyoruz...

Yörük çadırı yapıyoruz...

Sabah erkenden ayaklanarak alışkanlığımı bozdum :) öğleye kadar uyumak en keyif alarak yaptığım işlerden. Sanırım iki gün uyumayıp dün gece erkenden uyumak sabah erken kalkmama sebep oldu. Aşağıdaki manava indim, bu adam nerdeyse 7/24 açık diyebilirim. Nöbetçi manav gibi :) Hoş sohbet bir adam. Tam Karadenizli :) değişik otlar getirmiş hepsinden aldım hafif bir kahvaltı yapacağım. Bakkaldaki ekmekler yeni gelmiş. Uzun zamandır ekmek getiren kamyonetleri görmemiştim. Ekmeği ellerimle parçalayarak bilgisayarın başında tıkınmak gibi bir planım vardı ve gerçekleştirdim.

Konuyu fazla dağıtmadan Küçük Çamlıca Köşklerine gelelim. Çamlıca her zaman Abdülhak Şinasi Hisar’ın anlatımı ile aklımdadır. Çamlıca’daki Eniştemiz :) aslına bakarsanız anlatılan tarihler çok eski değildir ama değişim inanılmaz boyutlarda. Zihnimdeki Çamlıca, yolları at ile geçilen, köşkleri, konakları bol olan, asıl civcivli zamanının Sultan Aziz devrinde olduğunu konuşulan bir güzel semt. Şimdilerdeyse Kısıklı Caddesindeki kuru fasulyecisi ile bilinen karmaşanın hâkim olduğu bir yer. Neyse ki bazı korular korunmuş ve ziyarete açık. Sabah kahvaltısından sonra benim gibi işi gücü olmayan bir arkadaşı da kandırıp adı köşk olan ama belediye tarafından sonradan yapılan Küçük Çamlıca Köşklerine ulaştık. Zeytinyağlı enginarı güzel yaparlar. Beş tane yedim :) sonrada bahçesindeki Yörük Çadırı süsü verilmiş yerde nargilemi tüttürdüm elbette. Dört tane köşkümsü yapı var, hepsine ayrı ayrı isimler vermişler. Sofa, Topkapı, Cihannüma gibi, hadi diğerini de yazayım eksik kalmasın. Birde Su Köşkü var. Kiminde kahvaltı servisi yapılıyor kiminde yemek. Belediyenin işletmesi sayesinde mekânda alkol yok elbette. Oysa manzarası rakı sofrasını kurmak için bulunmaz nimet. Üsküdar sahili, Kadıköy ve Adalar manzarasını izlemek bana yeter çay çeşme suyundan da olsa fark etmez, belediyenin garsonlarının ilgisi alakası :) keyfimi bozmaz derseniz buyurun gidin derim. Zira ben aldırmayıp manzaranın keyfini çıkartıyorum. Keyif kaçıracak kadar da kaba değiller.