BALIKÇI SABAHATTIN

closeBu yazıyı 14 yıl 7 ay 19 gün önce yazmışım. Üç aydan daha eski her yazıda kullandığım bir uyarı. Bu yazıya özel bir not olduğunu düşünme. Lakin bahsettiğim lezzetler değişmiş, bağları dolu vurmuş, yeni mahsul sirke olmuş olabilir. Mekan kapanmış, işletme sahibi değişmiş, fiyatlar tavan yapmış da olabilir. Fikirlerimin değişmiş olması, izansızlık dozunun farklılık göstermesi de mümkündür. Hatta destursuz bostana dahi girmiş olabilirim. Velhasıl dün dündür, bugün bugündür :)
Peynir, kavun...

Peynir, kavun...

Buluştuk eski dostlarla. Saat daha erken önce bir nargile içelim dedik. Tamam itiraf ediyorum nargile yine benim başımın altından çıktı. Kadim dostlardan Ömer Karadeniz ve Tanju Sami ile tophanede aldık soluğu. Tek nargile içen ben olduğum için tophane havası da pek sarmadı dostları. Ömer’in Suriye’den hediyesi olan güzel işlemeli sipsi ile fokurdattım nargilemi. Sohbet aynı konu üstünde döndü durdu. Ne yesek? Nerede yesek? Sultanahmet’e doğru yollandık, balık yemeye karar verince akla gelen ilk mekân Balıkçı Sabahattin oldu. Henüz ziyaret etmemiş birisi de olunca aramızda, alternatif düşünmeye gerek kalmadı. Aheste aheste çıktık Cankurtaran’a. Buraya ilk kez ne zaman geldim hatırlamıyorum, sanırım 99 yazıydı… Midyeli pilavı, karides güveci ile gönlümü fethetmişti mekân. Asmanın altında, dar sokakta tenha bir masaya iliştik :) güzelde oldu. Çevreyi rahatça gören geleni geçeni göz ucu ile izlediğimiz masaya içkilerde gelince daha bir yayıldık masaya. 98 de bıraktığım alkole halen başlamadığım için ben paşa paşa suyumu içtim. Dostlar rakıya şaraba adabı ile muamele ettiler :)

Güler yüzlü garsonumuzdan karides güvecimizi, midyeli pilavımızı, peynir, kavun ve ortaya salatamızı istedik. Ah benim eşek kafam ne demeye burada kâğıtta levrek istersin ki. Ama sordum güzel yapıyor musunuz dedim. Afalladı tabi adam. Biz her şeyi güzel yaparız diyince nefis kâğıtta levrek hayalleri kurmaya başladım. Adam gibi ye ızgara balığını şurada işte. Benden size tavsiye kâğıtta levreği Pandelli veya Karaköy Balıkçısı dışında yemeyin. Ben yedim nefisti dediğiniz farklı bir yer varsa bir zahmet bana da haber verin. Bu arada elbette beğenmediğimi söyledim mahcup oldular. Hani kâğıt nerede, bu alüminyum folyoda buğulama levrek kıvamında bir şey. Değiştirmeyi teklif ettilerse de oralı olmadım. Madem beceremiyorsun bilmiyorsun bu haltı ne demeye yapar servis edersin. Hem mekân gözümden düştü hem keyifsiz bir yemek yedim. Neyse ki diğer lezzetler ve dostlar sayesinde gecem zehir olmadı en azından.

Tavsiye ettiğim mekânlardan Balıkçı Sabahattin. Güzel bir rakı balık akşamı için eşle dostla gidilecek fazlası ile memnun kalınacak bir yer. Hava kararmadan giderseniz sokağa yakın bir yere oturmanızı tavsiye ederim. Eski İstanbul mahalleleri arasında yakın bir dostun bahçesinde oturduğunuzu sanıyorsunuz. Gelen geçen insanlar, çocukların sesleri, şaşkın bakınan gezinen turistler, ayrı bir havası var. Fiyatlar çok yüksek değil. Her gittiğimin de memnun ayrıldığım. Meyveyi tatlıyı sürekli ikram eden, Türk Kahvesi’ni adabı ile yapan yerlerden. Meyve ve tatlı sadece bize değil her müşteriye her zaman yapılan bir ikram.

Sallana sallana kalktık Galata Köprüsüne kadar yürüdük. Çay içelim talebini fırsat bildim bir nargileciye oturduk köprü altında. Yeni yeni köprü altına restoran, kafeterya, turistik eşya satan dükkânlar açılıyor. Umarım eski havasını yakalar.

http://www.balikcisabahattin.com/iletisim.asp