AMORE DELL’AMARONE

closeBu yazıyı 10 yıl 7 ay 10 gün önce yazmışım. Üç aydan daha eski her yazıda kullandığım bir uyarı. Bu yazıya özel bir not olduğunu düşünme. Lakin bahsettiğim lezzetler değişmiş, bağları dolu vurmuş, yeni mahsul sirke olmuş olabilir. Mekan kapanmış, işletme sahibi değişmiş, fiyatlar tavan yapmış da olabilir. Fikirlerimin değişmiş olması, izansızlık dozunun farklılık göstermesi de mümkündür. Hatta destursuz bostana dahi girmiş olabilirim. Velhasıl dün dündür, bugün bugündür :)

Cuma günü kısa bir süre birlikte çalıştığımız Aydın ziyaretimize geldi. Mesai arkadaşlığımız uzun sürmese de kahkahaları ve yetenekleri ile gönlümüzü fethetti :)
Bizim aramızda adı İtalyan kaldı zira İtalya’da öğrenimini sürdürüyor. Sağ olsun memlekete dönüşte beni de unutmamış şahanesinden iki şişe şarap kapmış gelmiş. Çok makbule geçti çooook :) Tekrar teşekkür ediyorum buradan. Sayesinde bu yazımın başlığını “Amore del Amarone” olarak yazabildim. İtalyanca “Amarone sevgisi” demekmiş. Şarap kültürüme bir şeyler daha eklenmiş oldu.

İki şişe şarap masamda bir süre durunca mesai arkadaşlarımız da arada bir göz ucu ile bakar oldular elbette :) Benim içim rahat etmez, hem iki şişe bana fazla :) tamam kimse inanmadı buna biliyorum. Akşam açarız hep birlikte içeriz dedim ve elektrikli posta ile şarapların tüketilmesi konusunda yardım istedim arkadaşlardan. Kırmadılar eşlik ettiler. Şimdi yalan söylemenin gereği yok, bilseydim koşar yakın bir tekelden iki üç şişe şarap alır Ripasso yöntemi ile yapılmış “Pasqua Sagramosso Ripasso Valpolicella” adlı şahaneyi kendime ayırırdım :) ne var dürüstüm en azından :)

İtiraf etmek gerek, birlikte içmenin lezzeti, paylaşmanın tadı bir başka ve kolay kolay değişmiyor :) içilen üzüm suyunun buna pek bir etkisi de olmuyor. Umarım böylesine güzel dostlar eksik olmaz çevremizden.

Efendim gelelim Ripasso yöntemine, nedir bu nasıldır sanal âlemde bir araştırma yaptım. Türkçe pek bir kaynak bulamadım. Bulduğum tek yazı elbette Gence Alton’un Şarap Günlüğü sitesindeydi. İyi ki varsın Gence Alton :) ben şimdi okuduğumu bulduğumu kendimce aktarmaya çalışayım ama siz bu bilgilerin kaynağını ziyaret etmeyi unutmayın.

Şarabımız Amarone üzümlerinden yapılıyor lakin ıskartaya çıratılan Amarone üzümlerinden. En sağlıklı ve dolgun salkımlar seçilip hasır sepetlere diziliyor ve Amarone olmak üzere kurutma odalarına gidiyor. Geriye kalanlar ise Valpolicella şarabına ayrılıyor. Evet evet, üzümler kurutuluyor. Sağlıklı üzümlerin seçilmesinin sebebi de kurutma sırasında küflerden korunmak. Amarone bu kurutulmuş üzümlerden yapılıyor ve henüz tatmadığım ama hayallerimde fevkalade olduğuna inandığım bir şarap :)

Gelelim bizim Ripassoya, Amarone için ayrılıp kurutulan üzümler o kadar kıymetli ki bazı üreticiler Valpolicella’yı, Amarone üzümlerinin kuru kabuklarından geriye kalanlardan geçiriyor ve Gence Alton’un değimi ile “bebek Amarone” elde ediyor. İşte bizim Ripasso da bu bebeklerden biri :) Şişenin etiketinde hamile bir kadın ikonu üzerinde çarpı vardı :) bebek Ripassoyu bebek taşıyanlar içmesin diye.

Afiyetle içtik, çok beğendik. Diğer şarabımız ise Rosso Poderi adında bir güzeldi. Ripasso’yu önce açmış olmamız ne yazık ki Rosso Poderi ile ilgilenmemize engel oldu :) güzeldi fena değildi lakin Ripasso gibi uzun uzun anlatacak malzemeyi veremedi bana :)

Siz şimdi hala Şarap Günlüğünde yer alan yazıyı okumadınız mı? Amarone’nin hikayesini, Leonardo da Vinci’nin öğrencisi olan gencin kilisede yaşadığı gizli aşkını öğrenmediniz mi? Vakit kaybetmeyi buyurun tıklayın: Gence Alton ile Her Kadehten > Amore del Amarone