TİRİLYE – KADIKÖY

closeBu yazıyı 10 yıl 1 ay 2 gün önce yazmışım. Üç aydan daha eski her yazıda kullandığım bir uyarı. Bu yazıya özel bir not olduğunu düşünme. Lakin bahsettiğim lezzetler değişmiş, bağları dolu vurmuş, yeni mahsul sirke olmuş olabilir. Mekan kapanmış, işletme sahibi değişmiş, fiyatlar tavan yapmış da olabilir. Fikirlerimin değişmiş olması, izansızlık dozunun farklılık göstermesi de mümkündür. Hatta destursuz bostana dahi girmiş olabilirim. Velhasıl dün dündür, bugün bugündür :)

Dikkat. Mekan kapanmış!
Cuma akşamı Aydın’ın hediyesi şarapları içip kadim dostlarla fasıla gitmek üzere vapura bindim. Uzun sürmedi yolculuk. İskender’le buluştuk, bahsi geçen fasıl mekânının önüne gelince duraksadım. Nasıl bir yer yahu burası diye şaşkın bakınırken hazzetmediğim tondan bir ses duydum: “Büyrüuuunn”, buyurduk bakalım, alt kat birahane, üst kat fasıl, bir üst ise türkü barmış ve dahi rezervasyonumuz var mıymış? Ba ba ba, ördeğe bak… Çıkalım canım biz diyip attık kendimizi dışarı, Akmar Pasajının önünden geçerken İso’nun gösterdiği, daha ilk görüştü benim de hoşuma giden mekânda karar kıldık. Tirilye, hemen neden beğendiğimizi aktarmak lazım. Aynı sokakta bulunan başka mekânlardan açık ara öndeydi bir kere, hem de daha girmeden. Zira içeriye atılan kaçamak bakışları görüp kendini dışarı atan ve “büyrün” sesleri çıkartan, neredeyse kolunuzu yakalayıp sizi içeri çekmek isteyen çalışanlar burada yoktu. Bu bile günümüz İstanbul’unda içeriye girme sebebidir bence :) elbette girdik içeriye. Sakin ve kibar bir karşılama ile cam kenarındaki tek masaya oturduk. Kimse rezervasyon sormadı, üstelik dışarıya bakan bu tek masayı da kimse rezerve etmemişti. Bir büyük rakı isteyerek siparişlere başladık. Fiks menüleri olduğunu öğrendik, neler yok ki menüde, üstelik komikte bir fiyatı var. 35 lira. Elbette her zaman olduğu gibi ekstralarımız eksik olmadı ama meze meraklısı ben bile daha fazlasını talep edemedim. Servis şahaneydi, mezelerin hepsi ayrıca takdir edilmesi gereken lezzetteydi. Ekmekler biz söylemeden kızarmış olarak servis edildi. Tek başına çalan udi amcamız, elektronik ritim aletini kullanmasa şahane olacaktı. Ara sıcaklar leziz, balıklar ise benim yaptığımdan daha lezzetliydi. Şaşırdım resmen. Kuzu şiş denedik. Nasıl terbiye etmişlerse tavuk eti kıvamındaydı. İlk lokmada tavuk yedim sandım :) Hesap beklediğimizden daha makuldü, ayrıca atlanmaması gereken bir ayrıntı daha. Hesaba uygun bir bahşiş ekleyip fazlası ile verdik paraları, öyle bir durum ki üstünü getirmeye hacet yok zira tam rakam ile hesap ödenmiş ve fazlası var. Yani hesap beş lira ise bir beş lira ve yanında fazladan bir iki lira daha, yıllardır görmediğim bir şekilde para üstü geldi masamıza ve teşekkür ederek geri çevirdik. Uzun zamandır böyle bir yaklaşım görmemiştim unutmuşum. Mesela en son Sunanın Yerine gittiğimde daha ne olduğunu anlamadan getirilmesi gereken para üstü masama gelmiş fakat kaşla göz arasında geri gitmişti. Hazzetmediğim olaylardan biri olduğu için tekrar üstünü istemiş bir kuruş fazla bırakmadan çıkmıştım :)

Ufak detaylar ile gözümüze giren mekânı ayda bir ziyaret edeceğiz anlaşılan, keyifle içilecek yerlerden. Tavsiye olunur, gidiniz yiyiniz içiniz :)