KAVAKLIDERE PENDORE SYRAH 2006

closeBu yazıyı 9 yıl 6 ay 29 gün önce yazmışım. Üç aydan daha eski her yazıda kullandığım bir uyarı. Bu yazıya özel bir not olduğunu düşünme. Lakin bahsettiğim lezzetler değişmiş, bağları dolu vurmuş, yeni mahsul sirke olmuş olabilir. Mekan kapanmış, işletme sahibi değişmiş, fiyatlar tavan yapmış da olabilir. Fikirlerimin değişmiş olması, izansızlık dozunun farklılık göstermesi de mümkündür. Hatta destursuz bostana dahi girmiş olabilirim. Velhasıl dün dündür, bugün bugündür :)
Kavaklıdere Pendore Şiraz

Kavaklıdere Pendore Şiraz

 

Şimdi, yiğidi öldür hakkını yeme demişler… Pendore keyifle içtiğim bir şarap oldu. Üzülmedik verilen paraya. İçimi çok güzel ve yumuşak hatta tatlı bile geldi bana diyebilirim. Bugüne kadar içtiğim en tatlı şirazdı. Tek üzüm olması benim için önemli. Halen karmaşık lezzetler peşinde üretim yapan yerli üreticiyi anlamıyorum. Memleketteki şaraplar bizim için değil bizim dışımızda kalan yabancı şarap severler için yapılmakta. Tabi, şimdi sen zannettin ki adam saatlerce Pendore anlatacak. Pendore, alın için… Mutlaka deneyin. Kavaklıdere isterse neler yapabilirmiş bir görün. Süzülmemiş ve içimi çok keyifli. İlk yudumdan, damağınızda bıraktığı lezzete kadar mükemmel diyebilirim. Yakın zamanda ayıla bayıla içtiğim, Bodrumdan gelen, ev yapımı nefis Zinfandeli anımsattı bana. Bu Zinfandel şarap dünyasına bakışımı değiştirmiş. Şarap bağda yapılır diyenlerin ne kadar haklı olduğunu öğretmişti bana. Öğreniyoruz, yavaş yavaş… Sürekli takip etmeyenler daldan dala atlıyor olmamı garip karşılıyor ve sürekli bu konuda e-posta gönderiyorlar. Yorum olarak aşağıya yazsanız daha mutlu olurum :) Kötü eleştiriyoruz bu nedenle görülsün istemiyoruz yazmış bir şarap sever. Yazın efenim yazın, alenen küfür geçmediği sürece umurumda olmuyor yayınlıyorum :) Evet, dönelim şimdi konumuza. Durun! Dönmeden neden daldan dala atladığımı tekrar açıklayayım. Serbest çağrışım engellenemiyorum efenim… Sebebi bu… Kavaklıderenin nefis Pendoresini yazayım, anlatayım. Belki bir iki meraklının daha tatmasına vesile olayım diye başlıyorum yazıma. Ama duramıyorum. Kızgınım Kavaklıdereye, firmaya olan kızgınlığım aklıma gelince diğer üreticilere de veryansın etmeden duramıyorum. Özetle, sohbet edermiş gibi yazdığım için bu tür daldan dala sıçramalar bol oluyor yazılarımda. Haydi, dönelim Pendore adlı nefasete… 

Ah be Kavaklıdere, yıllarca verdin bize Yakutu, Çankayayı, Angorayı… Hayır, hakkını yemem. İçtik afiyetle. Peki, başka neyin vardı bir bakalım: Altın Köpük, Prestige, Dikmen hadi bir de Tatlı Sert olsun… Ne demişler, şarapcılığın ilk yüz yılı zordur. Ne alakası var efenim ne alakası var. Bizim memlekette rakibin yoksa her işin en kolayı ilk yıllarıdır. Bir Kavaklıdere mi? Doluca, Kutman… Bu ailelerin yakın ilişkileri de yok değil. Bunu ayrıca irdelerim başka bir yazımda. Şimdi nefis ürünleri üzerinden Kavaklıdere ile uğraşmaktayım. Üretici olmak çok zor… Sen şimdi uğraş çalış, çabala didin. Nefis bir şarap yap. Daha mantar üretmemiş bir adam tutsun versin veriştirsin sana. Olacak iş mi? Bence değil. Ama densizlik var ne yapayım. Duramıyorum. Üretene, çalışana saygım sonsuz… Yazdıklarımda haksızsam söyleyin doğrusunu öğreneyim. Cehaletimi gidereyim :) Hangi dalda kalmıştık :) Zıplayayım oraya… Evet, Pendoreye dönmüştük ama bak hala nasıl geçmemiş sinirim. 

Kavaklıdere Pendore Syrah

Kavaklıdere Pendore Syrah

 

PENDORE!
Bu kadar neden kızdım? İlk yudumdaki lezzet ile kızmaya başladım zira. Yahu kardeşim. Kavaklıdere! Madem bu kadar güzel şarap yapabilirdin de! Neden bunca zaman yapmadın. İllaki piyasaya rakipler mi çıkmalıydı? İllaki dünyadaki bir akımdan etkilenen memleketin insanının, şarabı bu akım ile mi keşfetmesi gerekiyordu. Neyse ki Prestige gibi bir seriniz var. Boğazkeresini her içtiğimde 98’de ki mahsulün şişelenip saklanmasına vesile olduğunuz ve bu işi hakkı ile yaptığınız için şu anda size laf söylemekten eser miktarda hicap ediyorum. Pendore olmuş! Gerçekten olmuş. Diyecek bir şey bulamadım ben. Benim puanlama kıstaslarıma göre epey yüksek bir puana sahip. Fakat fiyatını biraz daha düşürmeli. Bunun dışında söylenecek söz bulamıyorum. Bu rakam ile devam etse bile çekinmeden alırım. Şu anda 58 lira. Türk şarapları içinde farklı bir yere koyulması gereken bu lezzet için inanın değer. Fakat ben her zaman daha ucuz olsun isterim :) Bakınız İdol Consensusu 40 liraya çekti. Eminim satışları büyük bir hızla artmıştır. Online Mahzenden 40 liraya alıp keyifle içebiliyoruz. Pendore ise Kav Butik sitesinde satışta. Umarım yakında online mahzen de satmaya başlar ve fiyat konusunda bir fark yaratır. Şayet yumuşak içimli şaraplardan hoşlanıyorsanız mutlaka denemeniz gerek. 

Devam edelim mi? Pendore güzel tamam. Hepimiz içelim sevinelim. Peki, neden bu kadar güzel? Neden bunca zaman böyle şaraplar yapmadı Kavaklıdere? Elbette işin arkasında büyük yatırımlar ve özenle bakılmış bağlar var. Üstelik acımasızca budanmış bu bağlar. Çok ürün elde etmek amacı ile değil. Kaliteli şaraplık üzüm için emek harcanmış bağlar var işin arkasında. Umarım bu özen eksik olmaz. Bir yıl sonraki Pendoreler beklentilerimizi boşa çıkartmaz. Neden böyle diyorum? Meraklıları bilirler. Ne oldu Sarafin? Ne oldu bu seneki Karma? Bakarsan bağ, bakmazsan olmuyor işte :) Dur şimdi seni Pendore merakı ile yakalamışken kaçırmayalım. Bu eski şarap üreticilerine halen neden kızmakta olduğumu da anlatayım… 

Bakınız şimdi bu Pendore adlı nefis, pek güzel, çok şahane şarap bu hususiyetlerini neye borçlu: Pendore Bağlarına… Büyük yatırım. Peki, hangi üzümler yetiştirilmeye çalışılıyor. Neler deneniyor? Sayalım hemen: Bornova Misketi (Tebrikler, alkış alkış!) Chardonnay ve Sauvignon Blanc ise deneme amaçlı üretilmekte. Sopamda var ama kime vuracağım bilemedim :) Bakalım kırmızılara: Öküzgözü, Boğazkere (Heyooo, fivv fuvvvvv! Bunca tezahürat yerinden edilip gurbete getirilen üzümler için değil. En azından iki tane yerli üzüm var bağlarında. Yerli malı günleri ile büyüyen bir insanın memleket üzümüne olan sevinç nidaları. Elbette sürgüne gönderilen asmalara üzüldük.) Cabernet Sauvignon, Merlot, Petit Verdot… Hay petit olun verdotlar yesin sizi emi! Malbec, Syrah, Grenache, Mourverde, Sangiovese, Tempranillo, Montepulciano, Carignan veeee Alicante Bouchet… Yok, bu kadar işte… Heveslenme yani. Öyle arada Hasandede, Beylerce veya ne biliyim Çalkarası, Köhnü filan bulamazsın bağda. Bilen varsa söylesin bana. Bu adamlar yok olmuş veya yok olmak üzere olan şaraplık üzümlerle neden ilgilenmezler? Milli Koleksiyon Bağında korunmaya çalışılan 1200 olduğu iddia edilen üzüm çeşidi içinden şarap yapmaya uygun üzüm yok mudur? Varsa bunca yıldır bu memlekette şarap üreten devler bu üzümleri neden gün yüzüne çıkarmaz? Pendore gibi büyük bir yatırımda dünyanın dört bir yanından üzüm çeşidi tutar mı diye denerken neden dönüp bu memleketin yok olan üzümlerini canlandırmaya çalışmaz? Yabancı üzümlere vakit ve nakit harcayacağına neden bir Beylerce üzümü ile uğraşmaz? Hadi tamam Beylerceyi ben kurtarayım :) Peki diğerleri ne olacak. Yahu güzel insanlar siz kimsiniz ben kimim :) Gidin bizim üzümleri kurtarın. Yurtdışına yarışmalara giderken, tadımlara giderken tutun Boğazkerenin elinden götürün yanınızda. Bilmem kaç yıldızlı mekânın menüsünde yer aldık diye bangır bangır bağırmayın. Efenim neymiş? Kompleks bir tat yakalamışlar… Kompleksi mızmızlar sizi. Senin o kompleks tadını Avrupadaki şarap sever anlar. Burada yıllarca sirkeden hallice şarapları içirdiğin adam ne anlayacak. Yapmayın, şu memleketin insanı daha yıllara göre şarap ayırmayı bilmez. Bak ben bilmiyorum. İki üzüm karışınca ne içtiğini anlamaz. Ben anlamıyorum mesela :) Sonra ver bana üç üzüm harmanından yapılmış, beş farklı meşe fıçıda dinlendirilmiş. Avrupanın bilmem ne ödülünü almış şarabı. Eeeeee, Antik? Doluca? Angora? Dikmen? Çankaya? Ne oldu şimdi? Alkış mı bekliyorsun :) Devam edin böyle devam edin. Avrupalının şarap zevkini göre damaklarımızı geliştirin. Peki, sonra ne olacak? Dönüp dolaşıp size kapak olacak. Siz bize Avrupalının damak tadını aşılayacaksınız. Biz başlayacağız Tempranillo, Sangiovese peşinde koşmaya Malbec hayalleri kurmaya, sofra şarabı olarak Merlot ve Cabernet içmeye… Sizin gibi dev şarap üreticileri de biz Türk Şarap Severlerinin, tarafınızdan şekillendirilmiş damak zevkine uygun şarap üretmeye, memleket dışında ödül peşinde koşmaya… Başka neler olacak? Elin adamı armut toplamayacak. Zaten teknolojiyi oradan alıyorsunuz, önologlar yine oradan. Gün gelecek bu memleketteki vergiler değişecek. Hükümet zaten size gıcık :) buyurun rekabet edin yabancı şaraplar ile diyecek. O zaman göreceğim ben sizin kompleks lezzetlerinizi. 20 liraya ne şaraplar alabiliyor olacağız. Kim dönüp bakacak sizin şaraplarınıza. Orta halli bir Fransız şarabı halen yanınızdan geçip gidiyor. Hem de üçte bir fiyatınıza… Sen Papazkarasını söküp yerine Merlot, Cabernet dikersen, kendi kendini toprağından sökmüş olursun. Bugün farkına varmazsın ama yarın melül melül bakınırsın. O gün geldiğinde fark yaratmak için geçmişte kalan bir üzüm çeşidi peşinden dolanır durursun. Bu sefer fark yaratmak için yok olmuş bir yerli üzümü diriltmen gerekir. Umarım bu yok olan türler şu anda yaşayanlar içinden aranıyor olmaz. 30 sene sonra Papazkarası yok olmuşsa suçlusu sizsiniz. Bizim üzümlerden şarap olmuyor diye kestirip atıyorsanız yine vebali sizin boynunuza. Bu ülkeden dünya markası çıkmaz diyenler üç gün sonra da bu ülkeden dünyaca meşhur şarap çıkmaz derler. Saçmalıyorsun diyen varsa beni bir aydınlatsın… Lütfen :)