DİREN ROZE

closeBu yazıyı 8 yıl 6 ay 1 gün önce yazmışım. Üç aydan daha eski her yazıda kullandığım bir uyarı. Bu yazıya özel bir not olduğunu düşünme. Lakin bahsettiğim lezzetler değişmiş, bağları dolu vurmuş, yeni mahsul sirke olmuş olabilir. Mekan kapanmış, işletme sahibi değişmiş, fiyatlar tavan yapmış da olabilir. Fikirlerimin değişmiş olması, izansızlık dozunun farklılık göstermesi de mümkündür. Hatta destursuz bostana dahi girmiş olabilirim. Velhasıl dün dündür, bugün bugündür :)
Diren Roze

Diren Roze

Geçen sene daha güzeldi. Ciddiyim. Diren şişelerinden henüz beğenmediğim çıkmadı. Bu pembe güzelin ise bendeki yeri bir başka zira çok ucuz. Evet ucuz. 7 lira! Daha fazlasını da hak etmiyor zaten. Buradaki mühim konu fiyat ve beklentinin tam kıvamında ayarlanmış olması. Akşam iki kadeh içip bırakacak mısın? Plajda, havuz kenarında mı içeceksin? Akşamüstü atıştırmalarına eşlik edecek birini mi arıyorsun… An itibari ile şaraba şahıs muamelesi yaptığımı fark ettim. Diren’in pembesi eğlenceli bir arkadaş, hiç sesini çıkartmaz öylece durur. Kalanını ertesi gün döksen ters bakmaz, verdiğin para içini yakmaz. Tabi sen şimdi “Neden bu sofra şarabı hakkında yazıyor bu adam?” diyorsun. Demiyorsan bile ben izah edeyim durumu. Bu şarap için sadece ben sayfalarca yazabilirim. Bunu birinci neden olarak sayabiliriz. İkinci sebebi ise ehvenişer olmasıdır elbette. Efendim? Ehvenişer mi ne demek? Seni şuraya alalım: http://tdk.gov.tr
Ama dur sen dur, sanki ben bilmiyorum. Anlamını bilmesen de gidip bakmayacaksın, araştırmayacaksın, öğrenmeyeceksin. Sonra ne olacak? Anlamını bilmediğin Türkçe kelimeler dururken yabancının deyimlerini ezber edeceksin. Peki, ya sonra? Narince, Boğazkere, Öküzgözü dururken gâvurun pinosu, petiti, verdotu peşinde koşacak, yetinmeyecek aman blush can blush diyeceksin. Sayende bizim üreticiler blush adı altında türlü pembeler üretecekler. Hatta utanmadan ürettiklerini dünyanın bir ucundan gelen muadili ile aynı fiyata satacaklar. Sen ben şarap ahkâmları keseceğiz, içeceğiz, güleceğiz, eğleneceğiz. Yahu peki kardeşim hiç mi bize göre şarap yapılmayacak. Diren Mahlep dünyanın başka bir yerinde var mı? Yok canım kardeşim. Peki, Küp Vişne? Onu da git kendin araştır.  

Küp Vişne

Küp Vişne

Hatta el atmışken küp vişnenin icadını da öğren. Şimdi bunları neden kafana taş atarak anlatıyorum? Zira sen, ben, biz ne talep edersek üretici bunu sunacak. Arz, talep meselesi derler, bildin mi? Lafa gelince bu topraklar şarabın anavatanı sayılır diye benden beter konuşmayı bilirler lakin iş icraata geldi mi durum değişir. Madem bu topraklar şarabın, üzümün vatanıydı da neden mahlep şarabı gibi şişeler rafları süslemiyor. Nedeni basit… Sen diline sahip çıkmazsan bırak üzümü berini dahi koruyamazsın. Eser miktarda argodan kimseye zarar gelmez :) Özenti ile iş yaparsan madara olursun. Buyurunuz bir örnek:
“Kayra Madeira, üzüm distilatı (alkolü) eklenerek kuvvetlendirilmiş Öküzgözü ve Boğazkere kupaj şarabının güneş altında Fransız meşesi fıçılarda dinlendirilmesiyle elde edilen bir likör şaraptır. Fermantasyon sırasında şaraba üzüm distilatı ilave edilerek bu süreç yarıda kesilir ve üzümün doğal şekerinin daha fazla alkole dönüşmesi engellenir. Böylece tatlı ve yüksek alkollü bir şarap elde edilir. Kayra Madeira, meşe fıçıların iki yıl boyunca güneş altında bekletilerek şarabın maderize edilmesiyle daha yoğun ve yapılı bir karakter kazanır.”   

Diren Mahlep

Diren Mahlep

Şimdi efenim bu firma conilerin firması lakin başındaki, ötesindeki berisindeki insanlar bildiğin bu toprağın insanı. Yukarıdaki açıklama söz konusu şarabı izah etmekte. Bakalım neler yapmışlar. Buyurun, “distilatı” ekledik kuvvetlendirdik demişler. Parantez içinde de belirtmişler ki bildiğimiz alkoldür bu yanlış anlamayasın. Badehu devam etmiş. Durdum! Ne var? Badehu, badehu! Bak bakıyor boş boş. “Ondan sonra” manasına geliyor. Cümle içinde kullanayım mı? Şurada iki kelam İngilizce yazsam bin kişi çıkar yazdığımı düzeltir. “Yok, o olmadı pass ddenseee o, was dicen! Hayır, şimdi orada…” Tabi, sizin de suçunuz yok. Bak gördün mü? Kendi dilini bilmediğin için benim yazımı da bozdun. Ne dedik? Badehu devam etmiş, Fransız! Meşe fıçılarda, iki yıl boyunca şarabın maderize! (Burada şarabın madara edilmesi mi daha ön planda yoksa üreticinin madara olması mı bunu ilerleyen satırlarda değerlendireceğiz.) edilmesiyle daha yoğun… Yani diyor ki öyle yaptık böyle ettik Portekizli denizcilerin iki yüz yıl önce gemi yolculuğunda çaresizlik nedeni ile icat ettiği şarabı Anadolu’nun bağrında imal ettik. Ne oldu şimdi? Nerede bizim dedeler, atalar? Anadolu, toprak? Üzümün anasın, şarabın babası? “Hey yavrum, hey!” adında bir şarkı var bilir misin? Ben de bilmiyorum ama mutlaka yeni yetme popçulardan biri yazmıştır. Yok, yazmadı diyorsan eli kulağındadır. Tez zamanda sağda solda duymaya başlarız. Şimdi efenim memleketin üzümüne sırtını dönüp, yabancı üzümler diken üretici mi suçlu yoksa özenti bizler mi suçluyuz orasını bilemem. Portekizli gemicinin şarabını burada üretmeye uğraşan coniler mi madara oluyor biz mi onu da bilemem.   

Kayra Madeira

Kayra Madeira

Bildiğim bir şey var o da Kayra Madeira sizi bile paranızla madara eder. Yahu bir de buna aksakallılar bir puan verdiler, sorma gitsin! Master of Wine adledilen zatları kastediyorum. Söz konusu dedenin benim dede bey ile alakası bulunmuyor. Yahu rica ediyorum üç beş arkadaş bir araya gelip bir şişe madara şarap bir şişe de Diren Mahlep alın. Alıp ne yapacağız diye soran olursa ağır konuşurum şimdiden belirteyim :)
Bak yine konuyu dağıttım senin yüzünden. Ehvenişer bir şaraptır dedik kendisi için. Almışken bir koli alın bundan. Koyun evin bir kenarına. Her daim kurtarıcı olur. Sessizce bekler. Bir başına yenilen yemeklere bir iki kadeh ile eşlik eder, kalanı da lafı pek uzatmaz. Benim adım hıdır ederim budur lezzetim şudur der. Bir takım şaraplar gibi kendini altın suyundan nimet sanmaz. Efendidir, haddini bilir. Sağ gösterip, sol çıkarmaz. Hadi daha aleni söylemiş olayım. 7 liraya seni hayal kırıklığına uğratmaz. Edepsizlik edip 80-100 liralık şarap numarası yapmaz. Bugün piyasadan alacağınız nice şarap Diren Karmenin eline su dökemez ve daha pahalıdır. Lakin Diren Karmen davul çalmaz, ortalıkta bağırıp tur atmaz. Başka örnekler yok mu?

Diren Karmen

Diren Karmen

Elbette var, mesela bir Pamukkale şarabı sana asla yamuk yapmaz. Efenim özetlemek gerekirse bu yazıyı sağ gösterip sol vuran olarak tabir ettiğim üreticilere armağan ediyorum. Başlığın Diren Roze olduğuna aldanmayın. Buradaki asıl amaç yere göğe sığdıramadığımız, kültürel zenginliklerin kaynağı, medeniyetler beşiği memleketimizin kendine has üretim tekniklerinin pek az olması. Kendine has şarabının parmakla sayılması. İmkânım olsa Türk Meşesi ile neler yapacağım ama şimdilik buradan taş atmak ile yetiniyorum :) Bak yine aciz kaldım derdimi anlatmak konusunda. Bir özet daha alalım mı? Marifet ecnebinin yokluktan icat edip dünyaya sattığını bizim memlekette çokluktan üretmek değil, evla olan kendi toprağındakini var etmek. İnan sonra dünyaya pazarlanır mı derdinde değilim. Mahlep gibi şaraplar içmek niyetindeyim.
Hörmetler efenim :)