MERHUMU NASIL BİLİRDİNİZ?

closeBu yazıyı 8 yıl 6 ay 1 gün önce yazmışım. Üç aydan daha eski her yazıda kullandığım bir uyarı. Bu yazıya özel bir not olduğunu düşünme. Lakin bahsettiğim lezzetler değişmiş, bağları dolu vurmuş, yeni mahsul sirke olmuş olabilir. Mekan kapanmış, işletme sahibi değişmiş, fiyatlar tavan yapmış da olabilir. Fikirlerimin değişmiş olması, izansızlık dozunun farklılık göstermesi de mümkündür. Hatta destursuz bostana dahi girmiş olabilirim. Velhasıl dün dündür, bugün bugündür :)
Umarım bu fotoğraf mühim olanın şarap değil, şaraptan alınan keyif olduğunu anlatır :)

Umarım bu fotoğraf mühim olanın şarap değil, şaraptan alınan keyif olduğunu anlatır :)

Dört aydır iki satır yazı yazmamışım! Olacak iş değil. Koskoca dört ay bir şişe şarap gibi geçip gitmiş :) Bu süreçte arayıp soran, yazmam için teşvik eden tüm dostları sevgi ile anıyorum efenim :)

Hemen konumuza girelim. Şaraba buz atılır mı? Evet!
Rakıya su katılır mı? Evet!

Nereden geldik buz konusuna onu da izah etmek gerek. Uzunca bir süre önce pek güzide bir e-posta grubunda şaraba buz yazmıştım. Aman efendim sen misin yazan :) Zor kaçtım gruptan. Sanki Davos civarında “One minute” demişim gibi tepki verdi sevgili üyeler. Sakın Recep Beye taş attığım düşünülmesin. Yaptığı hareketi ziyadesi ile takdir ediyorum. Az bile yaptı. Karizmasına yakışanı yapmalıydı bence. Yeri gelmişken zati muhtereme kallavi bir Osmanlı Tokadı nakşetse keyiften bir şişe Petrus içmiş kadar olurdum. Dağılmadan buz konusuna dönelim. Söz konusu e-posta grubundan koşarak kaçıp canımı zor kurtarmıştım ki aynı tarihlerde memleketin pek şahane şarap mağazalarından birinde konu şöyle dile getirildi: “Grupta birisi şaraba buz atılır yazmış! Aaa aaaa! Vah vah! Tüh tüh!”
Elbette konuyu açan kişinin, bu yazıyı yazanın hemen yanı başında olduğundan bihaber olduğunu anlamışsınızdır. Tahmin ettiğinizi yaptım :) İzah ettim durumu. Detaya girmeden devam edelim. Bu olaylardan sonra pek sesimi çıkartmaz oldum lakin şarabıma buz atmaya devam ettiğim de doğrudur. Dostlardan birisi ciddi ciddi bu buz konusu sordu. Sorma sebebi de bir tuhaf. Neymiş efendim bir dizi varmış. Melekler kollasın :) Dizide yağız delikanlımız kur yaptığı kıza çiğ köfte ve rakı götürüyormuş. Hatta şalgam suyunu bile düşünmüş. Gel gör ki hanım kızımız prim vermemiş delikanlıya. Şarap içelim önerisinde bulunmuş. Yağız delikanlımız şaraba buz atıvermiş ve akabinde hanım kızımız buradan dem vurmuş. Ben senin gibi şaraba buz atmam demiş! Vay bana vaylar bana. Şimdi siz burada durun. Ben başka bir konuya gireceğim. Sonra bu hanım kızımıza döneceğiz. Bu arada bir dizinin yurdum insanına olayları sorgulatması sizlerin de gözlerini yaşartmadı mı?

İçinde bulunduğumuz şu mübarek aylarda ziyadesi ile sıcak günler geçirmekteyiz. Ben farkına bile varmadım fakat insanlar niyetliyim demeye başlamış. Anlıyorum ki Ramazan-ı Şerif gelmiş gidiyor bile. Aslında ilk belirti kadim dostlarımdan geldi. Kendileri bu ay içerisinde içmiyor. Çocukluğumdan beri tanırım ben bu kadim dostları. Ramazan olunca uhrevi duygularda bir yükselme oluyor efenim. Hayır, beş vakit namazında olsan neyse :) İşine gelince yallah başı sıkışınca dini bütün olmak insanlık tarihinin en gözde hareketi :) Bu ay içmedin o vakit üç aylarda da içme. Üç aylarda içmedin o zaman meyve ye! Olacak iş değil efenim olacak iş değil. Şimdi ne dedik? Şaraba buz atılır mı? Atılır canım benim atılır…

Bir komşum var benim. Geçen sene de dikkatimi çekmiştir. Elinde rakı kadehi gözü minarede balkonda dolanıyor. Şimdi sen bu adama gidip sorabilir misin? Rakı ile iftar açılır mı diyebilir misin? Sana düşer mi? Bizim güzel bir atasözümüz var. Bak hemen hatırlayacaksın. Sana ne düşer? Üçüncüye yani… Hah işte düşeni yakala, soğumadan yetiştir. Sorulmaz canım kardeşim. Soracaksan bile iftardan sonra sual et ki akşama kadar sabretmiş taşı çatlatma, buz kovasını kafanda paralattırma adama. Aslında bu sorunun muhatabı Cüppeli Ahmet Hoca Efendidir. Kendisi cevaz verirse iftarda şarap caizdir. Evet, neredeydik nereye geldik? Siz en son çiğ köfte ve rakının dayanılmaz hafifliğini hanım kızımıza ikram eden delikanlıda kalmıştınız. Oradan alalım olayı başa ve hemen günün anlam ve önemine geri dönelim. Bu memlekette şarap tüketimi diğer alkollü içeceklerin yanında devede kulak kalır. Şarap tüketiminin hızlı bir artış göstermesi 2008 yılından sonra başlamış olsa da tüketim rakamları halen kulak tanımlamamızın dışına çıkamamıştır. Bu tüketimin ne kadarı buz atmaya kıyamayacak kadar kalitelidir o da ayrı konu :) Şarap tüketim rakamları ilginizi çekiyorsa şuraya tıklayıverin. Özetle şarap tüketen sayısı pek azdır lakin söz konusu ahkâm kesmek olunca benden beter binlerce arsız vardır. Bu arsızlar şaraptan o kadar iyi anlarlar ki sormayın gitsin. Üstelik tüketim rakamlarına bakarsak bu arsızların şarap taklidi yapmayan bir şarap ile karşılaşma oranı çiğ köfte ve rakının kol kola girip göbek atması kadardır. Şu mübarek günlerde kusurlarını yüzlerine vurmayalım genel olarak okşayalım, sevelim, ilgi gösterelim. Meksikalı bana tekilaya yeşil zeytin atılır dese tereddüt etmem. Peki, yahu ne oluyor bize. Şaraplarına hayran olduğumuz damak şaplatarak şaraplarını yudumladığımız Fransızlar ve dahi Avrupalılar şaraplarına buz atıp afiyetle içiyor da bize mi kalıyor bunun yanlış olduğunu iddia etmek. Uzatmadan noktayı koyalım. Şaraba buz atılır! Nefis olur! Şu sıcak günlerde içilebilecek en güzel içkidir. Fakat mühim olan konu hangi şaraba buz atılır hangisine atılmazı bilmektir. Bunu biliyorsan sorun yok. Bilmiyorsan sen daha çok yırtınırsın buz atılmaz diye :)

Bilmiyorum diyenlere ek açıklamalar:

  • Kırmızı şarap ile buz pek tavsiye olunmasa da içtiğin şarap sirkeden halliceyse ve telaşlı bir öğlen yemeğindeysen buz eklenebilir.
  • Bizim memlekette kadeh olarak servis edilen şarapların geneli buzu hak edecek cinstendir. Rahat olunuz atınız buzunuzu.
  • Beyaz veya pembe şarap imamın abdest suyu kıvamında servis edilmişse atın buzunuzu. Emin olun şarabı bu şekilde servis eden mekânda içtiğiniz şeyin tadını zerre etkilemez.
  • İki üç kadeh içeyim lakin çakır keyiflik mertebesine yükselmeyeyim diyorsan çekinme at buzunu.
  • Yaz günü sahildeysen, havuz kenarındaysan boşu boşuna hamallık yapma. Yazar burada bira içme demek istiyor. Yazar = Ben :) Yahu bayılıyorum işkembeden sallamaya. Ben bugün “Yazar” oldum. Yaz günü ve havuz demiştik. Bira içmeyin göbek yapar. Arpa suyu içe içe kafanız hamur gibi olur. Ucuzundan bir şişe sofra şarabı temin edin. Pembe, beyaz veya kırmızı fark etmez. Bol buz ve gazoz ile karıştırın. Su bardağı ile için.

Bu liste böylece uzar gider. Buzun bir başka güzelliği de şaraptaki alkolün etkisini azaltıyor olmasıdır. Çevrenizde cinayet işliyormuş gibi size bakan birilerini görürseniz kadehinizle selam verin. Şöyle buzları da sallayın ki şahit yazsınlar. Yarın mahkemede aleyhinizde tanıklık ederken rahatlıkla alenen buz attığınızı iddia edebilir. Ertesi gün de sizi asarlar zaten. Allah rahmet eylesin canım benim :)

– Merhumu nasıl bilirdiniz?
– İyi bilirdik!
– Merhumu nasıl bilirdiniz?
– Şaraba buz atardı!
– Vay mendebur vay!