Okunma oranı: 33%
Şampanya serisi devam ediyor. Malum yaz geldi, önce şampanya ile başlayalım hemen ardında en güzel yaz şaraplarına giriş yapacağız. İlk şampanya yazımıza gelen yorumlardan birine cevaben, karbondioksitin kaçmadan yakalanması gerektiğini izah etmeye çabaladım. Bu çabamı burada da sürdüreceğim. Bu sefer daha fazla detay vermeye çalışarak elbette. Üzüm Suyu Bozulursa adlı ahkâmımda şarap yapımını şöylece özetlemiştim: “Üzüm suyunda Devamını okuyun »
Okunma oranı: 36%
Karbondioksit yutturulmuş şaraba köpüklü şarap, karbondioksit üretmiş ve ürettiklerinin kaçmasına müsaade etmemiş, baloncuk halinde içine hapsetmişine şampanya denilir. Tek cümlede şampanyayı tarif etmek gerekirse buna benzer bir cümle kurmak yerinde olur. En doğrusunu ben bildiğimden bu cümle sözlüğe bile yazılabilir. Hemen peşine eklemeli, yoksa döverler. Doğal yöntemler ile karbondioksit üretip hapseden her şaraba şampanya demememiz için Fransızlar epey çaba sarf etmişlerdir. Şayet biz de bu kadar cingöz ve tutucu olsak dünya mutfağında birçok gıdanın adı dilimizdeki hali ile anılmaya çalışılırdı. Üstelik yoğurtlarınızın sütü bizim memleketin filanca yöresinde yaşayan bilmem ne ineğinden gelmediyse siz buna yoğurt diyemezsiniz gibi çıkışlar bile yapardık.
Konuyu dağıtmadan dönelim şampanyaya. Siz Fransızlara aldırmayın, adaba uygun üretilmiş Devamını okuyun »
Okunma oranı: 36%
Buyurun bakalım. Efenim bu şarap kültürü insana neler neler eder. Falanca açık arttırmada bilmem ne şaraplarını üç kuruşa on paraya aldım. Adını bile telaffuz edemiyorlardı zaten, yok paraya bende kaldı şaraplar. Duyarsınız, okursunuz bu tür söylemleri. Bizim memlekette Uzan’ın mahzeninin haraç mezat satılması haricinde doğru düzgün bir şarap müzayedesi olmamıştır. Yani hepi topu söz konusu olan bir satıştır efenim. Fakat bu müzayede Devamını okuyun »
Okunma oranı: 55%
Hadi bakalım, izansızlık densizlik kolay mı? Kolay yahu, benim çocukluğum Sadettin Teksoy, Hıncal Uluç ve Reha Muhtar gibi adamları izleyerek geçti. Üstelik saf kan Türküm ben. Özetle densizlik genlerimden, meydanı boş bulunca sallama çocukluk yıllarımda bana hediye edilmiş. Şanındandır bizim toprakların. Konuyu fazla dağıtmadan hemen giriş yapalım. Şişe! Kolay değil. Koskoca cumhuriyetimizde bir kurum dışında şişe üreten olmayınca şarap işinde şişenin önemi artıyor efendim. Şimdi yazacaklarım tamamen şahsi fikrimdir, gerçeklerle yakında uzaktan ilgisi yoktur. Vardır diyen yalan söyler :)
Şimdi efenim, aslında yazacak o kadar çok şarap var ki. Yani bir yerde amme hizmetimi es geçip böylesi zevzeklikler ile uğraşıyor olmak beni de üzüyor. Gönül ister ki sana en iyi ve uygun fiyatlı şarapları anlatayım. Ama onları içmeye başlayınca yazamıyorum Devamını okuyun »
Okunma oranı: 56%
Baktım hava güzel, indim sahile. İnsan yığınını görünce evde yeme kararı aldım. Hamsileri ayıklamışlar, paketlemişler. Yanında marulu, rokayı görünce dayanamadım tabi. Şarap içmeye niyetim yoktu aslında lakin duramadım. Evdeki İdol Ugni Blanc – Chardonnayı atıverdim dolaba. Yakın zamanda Smyrnaları öve öve göklere çıkartmıştım. Bu fiyata bu şarap süper diye. Hatta Angoranın bittiği andır demiştim. Smyrna 10 liralık fiyatı ile gerçekten Angoraya nanik yapardı. Fakat bizim şarap severi düdüklemeye hevesli esnafımız bu şarabı bana 19 liraya satmıştı. Sonra öğrendik ki piyasada 9-10 lira. Şimdi adı değişmiş, şişe fiyatı 7,5 lira olmuş. La Cave gibi anlamsız bir yerde satışta. İdolden bir yetkili ile görüştüğümde kırmızısı da, beyazı da, pembesi de 7,5 liradan satışta dedi ama arada bir şeyler karışmış. La Cave indirmediler diyor, artık kim haklı bilemem, Devamını okuyun »
Okunma oranı: 63%













