ŞARAP EFSANELERİ – HORASAN ŞAHI ŞEMİNAN VE TELAŞLI ATMACA

closeBu yazıyı 7 yıl 11 ay 7 gün önce yazmışım. Üç aydan daha eski her yazıda kullandığım bir uyarı. Bu yazıya özel bir not olduğunu düşünme. Lakin bahsettiğim lezzetler değişmiş, bağları dolu vurmuş, yeni mahsul sirke olmuş olabilir. Mekan kapanmış, işletme sahibi değişmiş, fiyatlar tavan yapmış da olabilir. Fikirlerimin değişmiş olması, izansızlık dozunun farklılık göstermesi de mümkündür. Hatta destursuz bostana dahi girmiş olabilirim. Velhasıl dün dündür, bugün bugündür :)
Telaşlı Atmaca

Telaşlı Atmaca

Efsaneler bitmez, şarap tükenmez. Gelelim Horasan Şahı Şeminan efendiye. Sanal âlemde epey aradım lakin muhterem hakkında fazla bir bilgiye ulaşamadım. Günümüzde âlimler diyarı olarak anılan, Horasan harcının kaynağı, kırmızı topraklı diyarlarda bulunan Herat adında bir yerleşim merkezi bulunuyor. Çamlı şehir olarak da anılıyor zira yıllar evvel şehre ciddi miktarda çam ağacı dikilmiş ve yarıdan fazlası heba olmuş. Yarıdan fazlasının heba olmasına rağmen kalanlar halen çamlı şehir olarak anılmasına yetiyormuş. Horasan Şahının torunları boş durmamış efenim. Dikmişler ağaçları çöle, sulamışlar eşeklerle. Sen de her bir yanı sularla çevrili topraklarda ağaç gölgesine hasret yaşamaya devam et. Elbette bizim hikayemiz yaşandığında Herat henüz çam ağaçlarına kavuşmamış. Şah Şeminan Herat kalesinin kulelerinden kırmızı topraklı diyarı seyreylerken ziyadesi ile telaşlı bir atmaca görmüş. Atmaca nasıl telaşlı olur ve bu nasıl anlaşılır şeklinde sorulara cevap veremeyeceğim zira bırak telaşlısını sakinini dahi görmüşlüğüm yok. Koskoca şah elbet senden benden daha iyi anlar atmacanın telaşını. Hele ki atmacanın boğazına dolanmış bir yılan varsa. Şaşırma azizim. Sen, tut densiz yılan, dolan atmacanın boynuna, atmaca can havli ile havalan, oldu mu sana uçan yılan ve telaşlı atmaca. Efsaneye yorum katmak yeni yasalara göre suç mu acaba? Misafirlere de şarap ikram ettik, derdest etmesinler durduk yerde. Şahsi korkuları bir yana bırakıp cesur şah, uçan yılan ve telaşlı atmaca hikayemize geri dönelim. Cebbar cevval şah çekmiş yayını atmış okunu, alnından vurmuş uçan yılanı. Pehey! Kurtarmış ya bizim telaşlı atmacayı.

Cebbar cevval şah çekmiş yayını atmış okunu, alnından vurmuş uçan yılanı. Pehey!

Gel zaman git zaman şah kuleden memleketi seyretmeye devam etmiş. Günlerden bir gün bizim telaşlı atmacayı sakince uçarken görmüş. Kartal misali keskin gözleri olan ve atmacalardan iyi anlayan şah bir de bakmış ki atmaca gagası ile bir şeyler atmaktadır havadan. Tez haber salmış adamlarına. Şahın adamları atmacanın üç tohum serptiğini söylemişler. Bunun üzerine şahın nedimeleri bu tohumların ekilmesini tavsiye etmiş. Ekilen tohumlardan kırmızı meyve veren bir bitki türemiş. Evet, üzüm! An itibari ile efsanemizde üzüme ulaşmış bulunuyoruz. İlerleyen satırlarda üzümün şaraba dönüşmesi, günümüze kadar gelmesi ve yasaklanması konusunda da bilgiler bulacaksınız efenim :) Taraflarından tohumların ekilmesi salık verilen cingöz nedimeler can alıcı hamleyi yapmış ve meyveler sıkıla suyu elde edile buyurmuşlar. Elbette bu su mayalanmış ve köpürmüş. Fakat insanoğlu vahim hatayı yine yapmış daha önce aktardığım Hükümdar Cemşit ve Sevdiceği efsanemizde olduğu gibi bu sıvının zehirli olmasından şüphelenmiş. El altında ölümü bekleyen tutsaklardan birine bu sıvıdan içirmişler. Bakmışlar ki densizin hem keyfi yerine gelmiş hem de daha fazla içmek ister işte o vakit anlamışlar ki ürettikleri sıvı nimettendir. Bolca içilir, keyif verir, âdemi hoş eyler. Böylece ilk şaraplar da üretilmiş miş… Efsaneler biter mi? Bitmez :) Yakın zamanda birkaç efsane daha aktarıp bu konuya noktayı koymuş olacağız efenim. Bol şaraplı, hiç yılansız, çok nedimeli günler.