KALIFORNIYA ŞARAPLARI TADIM GECESI

closeBu yazıyı 10 yıl 5 ay 10 gün önce yazmışım. Üç aydan daha eski her yazıda kullandığım bir uyarı. Bu yazıya özel bir not olduğunu düşünme. Lakin bahsettiğim lezzetler değişmiş, bağları dolu vurmuş, yeni mahsul sirke olmuş olabilir. Mekan kapanmış, işletme sahibi değişmiş, fiyatlar tavan yapmış da olabilir. Fikirlerimin değişmiş olması, izansızlık dozunun farklılık göstermesi de mümkündür. Hatta destursuz bostana dahi girmiş olabilirim. Velhasıl dün dündür, bugün bugündür :)
Erikli su mükemmel seçim :)

Erikli su mükemmel seçim :)

Kayra Şarap Akademisi tarafından düzenlenen bu tadım gecesine dün katıldık. Eşlik eden dostum sayesinde keyifli bir akşam oldu. Daha önce katıldığım tadımlardan en büyük farkı birden fazla markanın benzer ürünlerinin bir arada olmasıydı. Dün akşama kadar bizim markamızın her şeyi çok güzel, hepsinden tadalım, içelim güzelleşelim havasında tadımlara katıldım diyebilirim. Her gün bir yerde şarap tadımındayım sanmayın bu dördüncüsü :)

Önce pizza yeriz diye konuşurken aylardır yaptığım rejimden gözüm dönmüş olarak “Kızılkayalar!” dedim. Nefis hamburgeri bol turşulu dürüm döneri nasıl özlemişim anlatamam. Aslında ayaküstü atıştırmak yerine doğru düzgün bir şeyler mi yesek diye düşünmekteydim ama hamburger özlemi galip geldi. Yerinde bir seçim olduğuna ilerleyen saatlerde de ikna oldum zira tam zamanında katıldık tadıma. Kapıda hoş bir bayan elinde roze şaraplar ile karşıladı bizi. Tahmin edeceğiniz gibi hemen içtim :) küçük bir bahçede şık giyimli insanların yanına geçtik. Çok samimi bir ortama girdiğimizi insanların birbiri ile kaynaşmış durumda olduğunu fark ettik. Meğerse Şarap Sevenler Derneğinden kalabalık bir katılım olmuş :) dolayısı ile çoğu birbirini tanıyormuş. Bahçede şaraplarımızı yudumlarken Kayra Şarap Akademisinin üç çalışanından biri olan bayanla sohbet ettik. Her marka şarabı eğitimlerinden kullandıklarından bahsetti kısa ama keyifli bir sohbet oldu. Adını hatırlayamıyorum umarım yazıyı tesadüfen okursa affeder beni :)

Bu sohbetin ardından üst kata çıkıp okul yıllarımı hatırlatan küçük bir sınıfa benzer odada yerlerimizi aldık. Titizlikle hazırlık yapılmış. Bir kağıt üzerinde yer alan numaralı dairelere dizilmiş boş kadehler, tadılacak şarapların bir listesi, not defteri, kalem ve atıştırmalık bir şeyler… Pardon unutuyordum tükürme kapları da unutulmamış elbette. Laf aramızda hiç sevmiyorum bu kapları :) Henüz şarapları tükürecek kadar olmadım diyelim ve konuyu fazla uzatmayalım. İşin profesyoneli değilseniz şarap tükürmeye bir anlam veremiyorum. Şimdilik… Şimdilik dememin en büyük sebebide Gence Alton’nun sitesinde okuduğum şu sözler:

Sizlere iyi şarap dolu günler diliyorum, çünkü ömür vasat şarap içmek için çok kısa! Gence Alton
Ayrıca şunu da eklemek isterim: “Life is too short to drink bad wine. Gray Monk

Akşamın en güzel yanı Gence Alton ve diğer insanlar ile tanışmak oldu diyebilirim. Gence şaraptan bahsederken gözündeki parıltıyı görmek inanılmaz bir duygu. Gence diye bahsediyorum umarım kabalık etmiş olmuyorumdur fakat öylesine sıcak biri ki yarım saat daha sohbet etsem eski bir dostmuş gibi davranmaya başlayabilirdim :) Hele Türk şaraplarını dünyaya tanıtmak için arayışları olduğunu, Master of Wine* ünvanı almış hiç Türk olmadığını ve bunun için çabalayan iki kişiden biri olduğunu duyunca hayranlığım bir kat daha arttı. Diğer kişi kimmiş merak ettim elbette ve şu sayfadan Dilek Caner olduğunu öğrendim. Gence Alton hakkında detaylı bilgi almak isterseniz şu siteyi ziyaret etmenizi tavsiye ederim: www.sarapgunlugu.com

Sırası ile şaraplarımız:

  1. Robert Mondavi Woodbridge Chardonnay, Lodi 2005
  2. Terra California Chardonnay, Lodi 2006 (Gence Altonun yazısı)
  3. Ridge Chardonnay, ‘Monte Bello’ Santa Cruz Mountains 2004
  4. Robert Mondavi Woodbridge Zinfandel, Lodi 2005
  5. Terra California Zinfandel, Sonoma North Coast 2006 (Gence Altonun yazısı)
  6. Rosenblum Zinfandel, ‘Monte Rosso Vineyard’ Sonoma Valley 2002

Bu tadımda neler öğrendim:

BUŞONE!
Yıllarca karşılaşmışız kendisi ile ama tanıştırılmamışız. Şöyle sohbetler yapmamıza neden olmuş hep:
-Kötü kokuyor bu şarap yahu ama tadı güzel içsek mi?
-Bozuk mu bu?
-İçelimmmm…
-Kokuyor yaaa
-Ne kokusu nefis bence…
Elbette içmişiz bunca zaman. Hemen önümüzde oturan bey buşone bu şarap diyince algılayamadım önce. Aklımdan şöyle şeyler geçti: Neşone? Şonemi dedi? Yok yok iyi birşeyden bahsetmiyor… Sonra Türkçe tabiri ile mantar sorunu var diyince elimdeki nefis şaraba baktım kaldım alık alık. Hani nerden sorun diye düşündüm. Dayanamadım sordum elbette. Nereden anladığını, koklasanıza dedi. Koklarken bir yerlerden bir ses üç numaralı şarabın buşone olduğunu söyledi. Bense bir numaralı şahane şarabı koklamaktaydım. Bakalım nasıl kokarmış mantar sorunlu şarap diye daldırdım burnumu üç numaralı kadehe. Evet daha önce bu kadar ağır bir mantar sorunu ile karşılaşmamışım ben :) tadında bir sorun var mıydı diye merak ediyorsanız hemen söyleyeyim. Hepsini afiyetle içtim, burnunuz hiç koku almıyorsa rahatsız olmayacağınızdan emin olabilirsiniz. Ama her normal burun bu kokuyu mutlaka alacaktır :) Gence Alton duruma üzüldüğünü zira tadımın en iyi şarabında bu sorunun çıkmasını beklemediği belirterek mantar sorununun nedenleri anlattı. Aklımda kalanları sanal alemden aldığım destek ile zenginleştirerek sizlerle paylaşmaya çalışayım.

Mantar sorunu Fransızca adı ile Bouchonné (buşone olarak okunuyor) trikloranisol isimli bir madde sayesinde oluşuyor. Bu maddenin kaynağı ise meşe mantarının dezenfekte edilmesi sırasında bir araya gelen küf ve klor. Dünya şarap endüstrisi için tam bir baş belası. En kaliteli şaraplarda bile rastlanan bir sorun. İngilizler ise bu durumu corked olarak adlandırmış. Bu sorun avrupada her yıl 500 milyon euroluk şarabın ziyan olmasına yol açıyormuş.

OAK CHIP!
İlk kez duyduğum bir tabir bu. İnsan oğlunun cinliklerinden biri daha. Şarabı meşe fıçıda dinlendirmek yerine meşe parçacıklarından geçiriyorlar veya şarabın içine bu parçalardan atıyorlar. Elbette daha sonra çok iyi bir şekilde ayırıyorlar şaraptan. İri kıyım meşe talaşı diyebiliriz sanırım :) Madem bu meşe fıçıda dinlendirecek vaktimiz yok meşe fıçı alacak naktimiz yok bizde içine atarız meşe parçalarını kokusuda siner lezzetide düşüncesi sonucu icat olunmuş güzellik :) Ben şarabın tadından bu farkı anlar mıyım? Şimdilik hayır :) Ama bu tür cinliklerin şarap ruhuna aykırı olduğu düşüncesindeyim.

CAM MANTAR!
Cam mantarda olur mu demeyin oluyormuş :) Buşone şaraplı günler mazide kalacak anlaşılan. Ben halen tek bıçakla traş oluyorum ve sadece jiletlerini değiştirdiğim eski basit bir traş makinem var. 20 yıl sonra buşone sorunlu ama cam mantar yerine meşe mantarlı şarap varsa, emin olun kötü kokuya rağmen bunlardan içiyor olurum :) Cam mantarmış, düşünsene yaşlanmışsın veletlere anlatıyorsun mantar sorunu olurdu kötü kokardı :)

 

*Master of Wine: Tadımdan sonra ayaküstü sohbet ederken dayanamadım sordum elbette :) Nedir Master of Wine, nasıl master olunur, hangi şartlar aranır. Anladığımı kısaca şöyle aktarabilirim. “Wine Larousse” gibi bir insan olduğunuzda master oluyorsunuz. Açıklamam tatmin etmediyse Gence Alton’un “Şarap Mazoşistleri” başlıklı yazısını okumanızı tavsiye ederim. Bu arada benim sandığım gibi şarap üstadı olmak için degüstatörlerin piri olmak gerekmiyormuş :) Evet efendim sordum öğrendim :) Ayrıca her içtiği şarabı tükürmekten çok hoşnut olmadığını anladım. Romantik bir yemekte bile şarap kötüyse tükürme isteği oluyormuş. Düşünsenize yıllık 3000 şarap tadıyorsunuz. Günlük ortalama on şarap. Peki böyle deneyimli bir damakla tükürülmeyecek şarap bulmanın ve bunun maliyetinin farkında mısınız :) Üstelik yıllık tadılan şarap sayısını 5000 civarına çıkarması gerekiyormuş…

 

Alternatif Şarap Mantarı – Cam (PDF Broşür)