DIVINO SHIRAZ 2005 – FİLTRE EDİLMEMİŞ!

closeBu yazıyı 9 yıl 9 ay 28 gün önce yazmışım. Üç aydan daha eski her yazıda kullandığım bir uyarı. Bu yazıya özel bir not olduğunu düşünme. Lakin bahsettiğim lezzetler değişmiş, bağları dolu vurmuş, yeni mahsul sirke olmuş olabilir. Mekan kapanmış, işletme sahibi değişmiş, fiyatlar tavan yapmış da olabilir. Fikirlerimin değişmiş olması, izansızlık dozunun farklılık göstermesi de mümkündür. Hatta destursuz bostana dahi girmiş olabilirim. Velhasıl dün dündür, bugün bugündür :)
İçmeye başladım bile :)

İçmeye başladım bile :)

Önemli not: Ben şaraptan anlamam! Divinolarda çinko ile şarapları kurtarmış der işin uzmanları. Benim içtiklerimi referans alıp markettekilere koşmayınız! (11 Eylül 09)

Efenim günlerdir yazmak için niyetleniyorum ama ne mümkün. Duramıyorum ki, ilk satırda birinci kadehi bitirmiş oluyorum. Aslında iki gün önce Divino Shiraz 2007 hakkında yazacak, yazarken keyfime keyif katarak içecektim. Başlık atacaktım kocaman: Divinolar Geldi! Sandığa dizdiğim Divinoları sergileyecek, ne çok şarabım var benim diye hava atacaktım :P Minik bir gözleme eşliğinde bir şişe Divino Shiraz nasıl mideye indirilir fikir verecektim. Gel gör ki yapamadım içmekten. Şarap kadehini bırakıp da elimi klavyeye götüremedim bir türlü. Şimdi sen yine ne anlatıyor bu adam diyeceksin. Hemen aydınlatayım. Her şey bir hafta bilemedin on gün önce başladı. Eski bir dost ile sanal âlemde sohbet ederken konu elbette şaraba geldi… Veee sihirli cümleyi kuruverdi: “Ben şaraptan anlamam ama geçenlerde Osman abim yazlığa bir kasa şarap getirdi, bugüne kadar içtiğim en güzel şaraptı…” Tahmin edersin ki ben o anda av peşindeki kuçu kuçulara döndüm. Hangi şarap, nerde şarap, kim şarap, ben mi :) Şaraptan anlamam diyenden korkacaksın. Böyle benim gibi meydanı boş bulunca konuşanlara aldırmayın :) Efenim öğrendik şarabımızın adını. Daha evvel kendisi ile müşerref olmuş lakin teşviki mesai etmemişiz. Divino sitesini görünce bez etiketli, üstüne birde parlak taş kondurulmuş şarap şişesi geldi aklıma. Suadiye civarında yurdum tekellerindeki at hırsızı kılık bir adamın bu şarabı türlü şaklabanlıklarla bana satmaya çalıştığını hatırladım. Şimdi ne yalan söyleyeyim, bez etiketli parlak taşlı şaraba pek itibar etmedim ve koşarak kaçtım tekelden. Ah eşek kafa ah, sen bir al bir dene bakalım. Elin gâvurunun şarabı olunca tereddüt etmeden alıyorsun ama! Al yurdum şarabını bak bakalım nasılmış. Böylece ayağımıza gelen fırsatı kaçırmış aradan aylar geçmesine sebep olmuşuz. Pişman mıyım? Asla! Peki, neden değilim? Hikâyenin devamını okuman gerek.

Divinolar geldi! Çeşit çeşit. Gözlerim beyazları aradı....

Divinolar geldi! Çeşit çeşit. Gözlerim beyazları aradı....

Efenim, bir kere pişman değilim zira ayağıma gelen fırsatı tepmiş olmam bana çok keyifli anlar yaşattı. Vehbi Bey şarapçılığın sanal âlemdeki sahifesinden yazıp rica ettim, ben bu şarapların hepsinden tatmak istiyorum dedim :) Bir süre cevap gelmedi, boynu bükük beklerken bir korku aldı içimi. Yoksa gitmişler miydi? Bu memlekette şarap yapmak ip üstünde aslan oynatmaktan daha zor… Belki de pes ettiler dedim. Tayyibin damadı olup şarap işine girersem ilk işim şaraba uygulanan ÖTV saçmalığını yok etmek olacak. Hoş benden önce sevgili kayınpederim elimden tutar gibime geliyor :) Yüce Şiraz sen nelere kadirsin he he he :) Tabii senin haberin yok ben ne durumdayım. Nasıl dağıttım yine konuyu :) Neden pişman değilim diyordum. Evet, Bülent Bey ile tanıştım, Bülent Gönenç. Tamam, telefonda biraz sohbet etmiş olabiliriz, yüz yüze tanışmışlığımız olmayabilir ama yazışmalarımızdan ve kısacık sohbetimizden aldığım elektrik bana yetti :) Şarapların bu kadar lezzetli olmasında mutlaka payı vardır bu enerjinin. Özetle neden pişman olmadığımı açıkladım. Şimdi gelelim yüce Şiraz sen nelere kadirsin nidasına :) Ofisten erken fırladım bugün. Bil bakalım neden? Doğru tahmin diyeceğim ama sandığın gibi değil. Divinolar geleli epey oluyor. Onun için koşturmadım :) Bunlar başka, durum değişik yani :) Tamam, gelenler yine Divino lakin öncekilerden bir farkı var. Bu sıcakta koştur koştur eve neden gelinir. Elbette, süzülmemiş ve potasyumu ziyan edilmemiş Divino içmeye! Koliler güvenliğe bırakılmış. Hemen yüklendim, bana mısın demedim. Koşarak geldim eve. Üstelik süzülmemiş ve iki yaş daha olgun Şiraz dolu koli kucağımda. Tamam, itiraf ediyorum, dün akşam ziyadesi ile içtim. Ama kimse bu Şirazı içmeme mani olamaz. Yemek yapmaya vakit ayıracak mecalim bulunmuyor ne yazık ki. Silahına davranan Red Kit misali çektim tribüşonu :) ilk elime gelen şiraz kutsanmaktan kurtulamadı. Hayır, şişeden içmedim, o kadarda değil :) İlk kadeh, ikinci kadeh, bir parça ekmek, biraz peynir, üçüncü kadeh derken biraz fotoğraf çekip yazmaya başladım.

Hepsini içtim :)

Hepsini içtim :)

Şimdi gelelim merakla beklediğin şirazın lezzetine. Nasıl anlatsam, bir şiraz bu kadar kolay içimli olabilir mi? Sarafinin şirazlarına bayılırım. Alınmasınlar ama Divino biraz daha uğraşırsa şiraz konusunda ciddi bir rakip olabilir. Ben şimdiden yoldan çıktım bile :) Gayet yuvarlak tanenli, yumuşak ve dengeli lakin burunda biraz problemli :) fazla koklamadan afiyetle içmek gerek.  Umarım tez zamanda bu güzel şaraplara, her yerde ulaşabiliriz. Gelelim Türk Şaraplarına vermemiz gereken desteği tekrar hatırlatmaya. Ben şahsen, (önceki yazılarımı okuyanlar zaten biliyordur) Türk şarabı olsunda sirke olsun diyenlerdenim. Peki, neden bu kadar tutucu bir yaklaşımım var. Madem sordun, seni yakalamışken verip veriştireyim biraz. Sen gidip rokfor peyniri yersen, bu peynir memleketin dört bir köşesindeki marketlerde varsa. Bir takım şarap üstatları yurdumun güzel mutfağına hakaret edercesine, sana şarap ile suşi öneriyorsa. Krem brule dedikleri tuhaf tatlılar sunuyorsa. Senin küflü tulum peynirinden, otlu peynirden haberin yoksa. Kaymaklı ekmek kadayıfı yanında şarap mı içilir diyorsan. Bak dikkatini çekerim, burada bilinçli olarak bırakıyor daha fazla üzerine gitmiyorum. Bu ülkede şarap üretmek alenen Don Kişot olarak değirmenlere meydan okuman gibi bir şeydir. İtalyada, Fransada benim bağım var şarap yapacağım dersen alkışlanırsın. Devlet desteği alırsın, vergiden muaf olursun. Yürü ya şarapçı kardeşimiz derler. Sonra bu vasat şaraplar iç piyasada para etmeyince bizim gibi ülkelere üç kuruşa gönderilirler. Üç kuruşluk şaraplar 15 kuruşa lüks mekânlarda bizlere servis edilirler. Yahu bir dur, bir kendine gel insan :) Ey Türk titre ve kendine gel :) Bizim ülkemizde büyük üreticileri bir kenara ayırıp, Divino gibi, Umur Bey gibi, Dolmen gibi daha nice firma için yazmam gereken bir şey var. Bu insanlar şarabı para kazanmak için üretmiyorlar. Bu ülkede şaraptan para kazanmak öyle sanıldığı gibi kolay değil. Şimdi sen bana diyebilir misin şili şarapları daha ucuz ve lezzetli? Tut ki dedin, yok yok şişeyi kafana vurmayacağım. Sen güzel güzel iç ithal şaraplarını. Onlardan çok daha kaliteli olan, tutku ile yapılmış. Şarap sever insanlar tarafından, diğer şarap severler için ortaya çıkarılmış, yurdum insanının ürünlerinden daha güzel olabilemez! Tamam, saklama ithal şaraplarını, arada bir ben de alıyorum :) Yeter bu kadar utandırdığımız. Günün kahramanı hakkında yazman gerekenleri yazamadım senin yüzünden. Özetle, Divino Şiraz 2005.

Vehbi Bey Divino Red Shiraz 2005

Vehbi Bey Divino Red Shiraz 2005

Süzülmek nedir öğrenmemiş. Eser derecede tortulu. Süzdüm baktım yoğun tortululardan değil. Ancak kadehin kenarında kalır öyle anlarsın tortu olduğunu. Keşke kimse süzmese şaraplarını… Hadi be! Diyorsan :) Diyenler olacaktır o zaman cevap vermek gerek: Sen berrak, pırıl pırıl şarapları izlemekten keyif alıyor olabilirsin ama ben içinde yüzen tortuları izlemekten keyif alıyorum. Ben demedim öyle bir şey, tortuyu görmeme gerek yok kaymak gibi tadını anlar, kalp kaslarıma verdiği faydanın huzuru ile kana kana içerim diyenlerdensen işin zor zira bu güzel Divinolar bildiğim kadarı ile süzülerek piyasaya sürülüyor :(
Bülent Bey yapmayın :( süzmeyin şarapları. Bırakın anlamayan almasın, tortusu var desin. Gitsin en berrağından şili şarapları içsin. Ertesi gün baş ağrısı çeksin :)
Yarın üşünmeyeceğim ve süzme işlemi nasıl yapılır, tortu nedir. İçinden kristalleşmiş şarap incileri çıkabilir uyarısı ile satışa sunulan hiç süzülmemiş şarap hangisidir yazıyor olacağım. Ben şimdilik akşam yemeğini peynir, ekmek ve tereyağı ile sürdüreceğim. Elbette Divino eşlik edecek. İkinci şişeyi açmamak için son tahlillerimi masanın üzerine koyacağım :) Divinoyu merak eden bu ara beni takip etsin.

(Diğer Divinolar hayal kırıklığı yaşattığı için tek tek hepsinden bahsetmeye üşendim lakin yakında hepsinin değerlendirilir duruma geleceğinden hiç şüphem yok :) 29 Ağustos 09

Daha sırada bekleyen ne Divinolar var :) Ne oldu? Sadece şiraz mı üretiyorlar sandın. Bak bakalım daha neleri varmış: http://www.vehbibey.com.tr
Vehbi Bey Şarapcılık, iyiki varsınız ve iyiki bu lezzetleri şişeleyip sofralarımıza ulaştırmışsınız. Yüzlerce, binlerce yıl şarap yapasınız inşallah, ben de bunayana kadar böyle içebilirim inşallah. Âmin :)

——————————————————————

30 Ağustos 2009 – Pazar

Yeni üyesi olduğum bir şarap severler grubundan gelen bir tepkiye aşağıdaki mesaj ile cevap verdim. Divino ile ilgilenenlerin okumasında fayda var:

Merhaba Berk Bey;

Sitemi ziyaret edip fikirlerime değer verdiğiniz için teşekkür ederim. Hemen belirtmem gerek ben şarap konusunda uzmanlaşmış veya mesleği şarap olan biri değilim. Ne yazık ki değilim :) Tez zamanda şarapla ilgili bir işler yaparım umarım :) Mesajınıza cevaben yazıyorum, yazmaya başlayınca duramadığım için şimdiden biraz uzun olabileceğini dolayısı ile vaktinizi işgal etmiş olmaktan hicap ettiğimi belirtmem gerek.

Divino konusunda korkunç tepkiler aldım. Birçok arkadaşım siteme yazmaktansa direk aradı veya e-postalar ile verdi veriştirdi. Beklentileri çok yükseltmişim ki hepsi sukût-u hayale uğramışlar. Bir yandan bu kadar tepki almaktan keyif aldım bir yandan da pişman oldum.

Tadımınız pek iştah açıcı görünüyor fakat Divino över birisi olarak bizim Divinoyu pek çetin rakipler ile karşı karşıya getirdiğinizi belirtmem gerek :) Vehbi Bey şarapçılığın bu seviyelere gelmesi için daha çok vakte ihtiyacı var lakin benim güvenim tam. Umarım yakın zamanda daha güzel şaraplar ile karşımızda olurlar.

Konunun uzmanlarından fikir olmak elbette en doğru olanı ama ben duramam hemen âcizane fikirlerimi beyan edeyim :)

2005 Divino şirazlar 2007 Divinolara göre şiraz olduğunu daha çok belli ediyor. Divino şaraplarının, üzümlerin karakterlerini yansıttığını söylemek benim için bile bir hata olur. Boğazkeresi ile Öküzgözü arasında veya Kalecikkarası arasında pek bir fark bulunmuyor. Hakkasan gibi bir mekânın menüsünde dahi yer alan Divino Kalecik Karası da aynı şekilde beni hayal kırıklığına uğratmıştı. Hakkasan menüsüne nasıl girmiş diye şaşmış kalmıştım. Elimde bolca olduğu için birden fazla şişesini açıp denedim lakin bir türlü beklediğim Kalecik Karası lezzetini alamadım. Sanırım bu yanılgıların, hayal kırıklıkların sebebine, henüz yeni bir üreticinin standart lezzeti her şişede yakalayamamış olması diyebiliriz. Bazı büyük ve eski üreticilerimizde bile yaşadığımız bir sorun.

Efenim özetle kestiğim ahkâmlar dolayısı ile Divinodan olan beklentilerinizi yükseltip sizlerin hayal kırıklığı yaşamanıza sebep olduysam affola :( hemen bir itirafta bulunayım; konu Türk Şarabı ve Türk Şarapçılığı olunca itina ile abartmaktan keyif alıyor-dum. Alıyordum diyorum zira yakın zamanda içtiğim enfes bir ev şarabı bu huyumdan vazgeçirdi beni. Üreticisi ile tam da bu konuyu konuştuk. Sizin şarabınızdan sonra pek bir acımasız olacağım sanırım diye güldük eğlendik :) Divinolar güzel bir ders vermiş oldu bana. Üreticiden gelen şaraplara pek güvenmeden gidip birde marketten almanın elzem ihtiyaç olduğunu öğrendim. Sadece bununla da kalmadı, tadımları bir başıma değil en az beş-altı kişi yapmanın şart olduğuna inandım :) Dün bir grup amatör şarap sever olarak yaptığımız Zinfandel tadımı gibi :)

Bol şaraplı ve sağlıklı günler…

Erkan