DİL HARİTASI

closeBu yazıyı 7 yıl 6 ay 4 gün önce yazmışım. Üç aydan daha eski her yazıda kullandığım bir uyarı. Bu yazıya özel bir not olduğunu düşünme. Lakin bahsettiğim lezzetler değişmiş, bağları dolu vurmuş, yeni mahsul sirke olmuş olabilir. Mekan kapanmış, işletme sahibi değişmiş, fiyatlar tavan yapmış da olabilir. Fikirlerimin değişmiş olması, izansızlık dozunun farklılık göstermesi de mümkündür. Hatta destursuz bostana dahi girmiş olabilirim. Velhasıl dün dündür, bugün bugündür :)
Kuş :) Son yazıyı buraya bağlayacağız...

Kuş :) Son yazıyı buraya bağlayacağız...

Şarap sektöründeki dostlar ahkâmlarımı gülümseyerek okuduklarını söylüyorlar. Lakin işin ucu kendilerine dokunduğunda yüzler asılıyor. Keyifli sohbetlerimizde sağıma soluma iğne batırmaktan, kafama taş ve dahi kaya atmaktan kendilerini de alamıyorlar. Haklılar. Hem dersimi bilmiyorum, hem de şişmanın herkesten. Tıklamalı. İzlemeli, tekrar izlemeli ve okumaya devam etmelisin.

Bu sefer çalıştım dersimi. İyi nişan alırım, asamam ben kendimi…

Hadi yeter. Başlayalım densizlik etmeye.

Dil!
Sen hiç dondurma yalarken, tadını dilinin neresi ile aldığına dikkat ettin mi? Vay şişman vay! Gururla söyleyebilirim ki ben etmedim. Yaladım yuttum. Oh ne güzelmiş dedim. Meraklı, duygusal ve neşeli bir şarap sever olarak ilk şarap dersine katıldığımda kocaman bir dil gördüm. Cümle içinde kullanalım. Ben dil gördüm. Projeksiyon cihazından perdeye yansıyan dil sureti üzerinde çok ilginç bilgiler yer almaktaydı. Ülke sınırları gibi hatlar ile ayrılmış bölgelerin orta yerinden çıkan oklar “Tatlı, Ekşi, Acı…” gibi kelimelerde son buluyordu. Vay anasınıydı sayın dostlar. Vay! Alenen bir dil haritası görüyordu gözlerim. Zayıftı coğrafyam din kültürü ile birlikte ama anladım dil haritasını.

… dil yüzeyinin moleküler coğrafyasında bir karışıklık olur. Yüzeyi geçmek için iyonlar arasında bir değişim söz konusudur. Bundan sonra, elektriki depolarizasyon ile bir sinir vuruşu (impuls) başlar ve beyne iletilir. Başka bir görüşe göre…*

Kaldırıldı kadehler, sallandı havada, sual olundu elbette! Ne tadı aldınız? Diyemedim ki sirke gibi bu şarap. Sadece sirke kokuyor ve dahi imamın abdest suyu kıvamında. Baktım çevremde otlayanlara, uydum ben de meşhur psikolojik örneğimize. Domatesi dedi biri, beriki yaban mersini diye ekledi… Ulen dedim kendime. Yemedin ya hiç yaban mersini!

Kadehi doldurup geliyorum…

*Doç. Dr. C. Kemal SÜMBÜL – Tatma Hâdisesi ve Dil – Sızıntı / Aylık İlim Kültür Dergisi