TARSUS ÇATALBURUN AV KÖPEĞİ

closeBu yazıyı 7 yıl 4 ay 18 gün önce yazmışım. Üç aydan daha eski her yazıda kullandığım bir uyarı. Bu yazıya özel bir not olduğunu düşünme. Lakin bahsettiğim lezzetler değişmiş, bağları dolu vurmuş, yeni mahsul sirke olmuş olabilir. Mekan kapanmış, işletme sahibi değişmiş, fiyatlar tavan yapmış da olabilir. Fikirlerimin değişmiş olması, izansızlık dozunun farklılık göstermesi de mümkündür. Hatta destursuz bostana dahi girmiş olabilirim. Velhasıl dün dündür, bugün bugündür :)
Tarsus Çatalburun

Tarsus Çatalburun

Şarap tadımı yazı dizimiz devam ediyor :) Şarap virüsü dilinize değdiyse vay halinize. Virüsün sizi ele geçirmesini istiyorsanız âcizane tavsiyem Çatalburun olmanızdır.

Hemen bir itiraf ile başlayalım. Şarap ile ikinci tanışmamdan yani gerçekten keyfini çıkartmayı öğrenmemden kısa bir süre sonra memleketteki pek çok kıdemli ile bir araya gelme şansım oldu. Henüz kösele gibi bir damak ile pek çok tadıma katıldım ve densizliği elden bırakmadım. Hayranı olduğum ve pek sevdiğim Jean Luc “Ne kokusu alıyorsun bu şarapta?” diye sorduğunda koku yok ki diyememiş “Elma! Yeşil elmaaaa!” diye sallamıştım. Kural bir. Cesur olun lakin işi bilenler varken çok konuşmayın :)

Evet, şarap tadımında söz bana geldiğinde itina ile salladım. Öyle böyle değil. Sallamak ile kalmadım ısrarcı ve ikna edici bile oldum. Neyse ki artık hayal gücümden ziyade burnuma başvurabiliyorum. Çatalburun olma çabama çok şey borçluyum. Üstelik bu çabanın ömür boyu sürecek olması da ayrı bir keyif.
Gelelim Çatalburun olmanın esaslarına;

  • Koklayın, evet, her şeyi koklayın;
  • Yürürken koklayın, alışveriş yaparken koklayın, yemeden önce koklayın;
  • Yemek yaparken koklayın;
  • Denizi, ormanı, ağacı, taşı, bardağı, buzu, dolabı, dün giydiğiniz çorabı koklayın;
  • Benzini, dizeli, asetonu, uhuyu, lastiği, yanmış kibriti, yeni açılmış kalemi koklayın;
  • Margarini, tereyağını, kızgın tavaya atılmış margarini veya tereyağını koklayın.

Şayet komşunun yumurtasını nasıl pişirdiğini tahmin edebiliyorsanız Çatalburun olma yolunda ilerliyorsunuz demektir. Bir lokantanın önünden geçerken salça kavrulduğunu, üstelik un ve tereyağı ile kavrulduğunu anlıyorsanız Çatalburunluk hayatınızdaki en güzel oyunlardan biri olmuş demektir. İnanın kendiniz ile oynadığınız bu oyun asla son bulmaz ve her zaman keyif verir. Yediğiniz lezzetli ciğerin neden diğerlerinden farklı olduğunu anladığınızda ve “Ustaaaa kişniş mi var bunun içinde?” dediğinizde ustanın gözleri parlıyorsa oyunun en güzel aşamalarındasınız demektir. Oyun asla bitmez :) Pamuk şekeri kokusunu hatırlayanınız var mı? Umarım gün gelir bir şarapta rastlarsınız ve beyninizin kayıt gücüne şaşıp kalırsınız. Koklayın, koklayın, koklayın. Çatalburun olun. Afiyetle efenim :)

Fotoğraf için tarsuscatalburun.net sitesine teşekkürlerimi sunar ve ziyaret etmenizi öneririm. Yine aynı siteden bir alıntı yapalım: “Çatalburun Av Köpekleri uzun yıllardır Tarsus ve civar şehirlerde avcılar tarafından kullanılmaktadır. Koku almada başarısı ve burnunun ayrık olmasından dolayı çatalburun ismini almışlardır. Güçlü koku alma duyusu sayesinde narkotik köpeği olarakta son yıllarda Emniyet Kuvvetlerince kullanılmaya başlanmış ve büyük(haklı) bir üne kavuşmuşlardır.” Devamı için tıklayın…