GORDİAS KALECİK KARASI 2009

closeBu yazıyı 7 yıl 10 gün önce yazmışım. Üç aydan daha eski her yazıda kullandığım bir uyarı. Bu yazıya özel bir not olduğunu düşünme. Lakin bahsettiğim lezzetler değişmiş, bağları dolu vurmuş, yeni mahsul sirke olmuş olabilir. Mekan kapanmış, işletme sahibi değişmiş, fiyatlar tavan yapmış da olabilir. Fikirlerimin değişmiş olması, izansızlık dozunun farklılık göstermesi de mümkündür. Hatta destursuz bostana dahi girmiş olabilirim. Velhasıl dün dündür, bugün bugündür :)
Gordias Kalecik Karası 2009 Kırmızı Şarap

Gordias Kalecik Karası 2009 Kırmızı Şarap

Yakın bir zamanda pembe marifetleri ile keyiflenmiş lakin kırmızısını saklamayı başarmıştım. Irmalı Şarap tarafından üretilin ikinci güzel. Farkında mısın ne çok Kalecik Karası işlenir oldu. Ankara’nın üzümü yakıştırması pek yakında unutulacak. Ne yazık ki toplum olarak hızlı unutan, unutmak ile kalmayıp örtbas ve tahrip etme konusunda da yetenek sahibiyiz. Irmalı Şarap en azından aileden kalan bağları Kalecik Karası ile şenlendirmiş. Sanırım eski bağlar kurtarılamayacak kadar vahim durumdaydı. Gelelim şarabımıza. Latif bir lezzet, yumuşak içimli ve kırmızı meyveler hissediliyor. Fiyatının uygunluğunu da göz önüne alırsak başarılı olduğunu kabul etmek gerekir. Kalecik Karası’nın mülayim yapısından nasibini almış, bizim mutfak ile uyum içinde yuvarlanır. Ben özellikle peynirli ve etli hamur işlerine çok yakıştırdım. İzah etmekte faide var. Aklına çörekler gelmesin. Fotoğrafta göreceğin gibi bazlama ve peynir ikilisi epey iş gördü lakin ben duramadım bir de kavurma ile bazlama yaptım. Aman ne güzel oldu, kaşla göz arasında nasıl anlaştılar anlatamam. Kadehi bırakıp su bardağına doldurdum Gordias’ı akabinde yayıldım koltuğuma ve son zamanların en büyük oburluğunu yaptım. Her şarap severe böyle keyiflerin nasip olmasını diliyorum. Raflarda boy gösterirse bir şans vermen tavsiye olunur. Hazır Kalecik Karası gündemimizi işgal etmişken bir yazı daha yazmak farz oldu: Kalecik Karaları Pek Açık Araları :) Mani kıvamında devam edebilmek için bir şişe açmak gerek efenim. Bir sonraki yazıya kadar huzur dolu günler diliyorum :)